
Bilindiği gibi, liberal ve katıksız piyasacı iktisadi düşünce okullarının, savunduğu en öne çıkan görüşlerden birisi de devletin ekonomiye müdahalesine karşı olmaktır. [*]
Ne yazık ki, bu görüş, 1970'lerde yaşanan iki petrol krizi sonunda, gittikçe öne çıkmış ve iktisatta, neoklasik iktisadi görüşün yeniden doğuşu ve siyasi alanda ise, neoliberal politikaların etkisi ile egemen siyasi ve ekonomik görüş haline gelmiştir.
Bu görüşün ekonomi alanında ülkelere çeşitli önerileri vardır, ancak bu önerilerin en önemli ortak noktası şudur: Ekonomide küçük devlet olsun ve devlet piyasaya kesinlikle müdahale etmesin.
Peki, ama neden? Çünkü, özetle bu görüşe göre devletin ekonomiye her müdahalesi (vergiler, kamu yatırımları, KİT'ler, sosyal sağlık sigortası vs.) ayrı birer verimsizlik kaynağıdır. Bu verimsizliğe ek olarak, devletin varlığının gerektirdiği vergiler, özel yatırımları ve harcamaları olumsuz yönde etkileyerek, ekonomik büyümeye bir darbe daha vurur. Dolayısıyla, idealde olması gereken, devletin ekonomiye olan müdahalesini en aza indirmektir. (Bu en azın ne olduğu ya da ne kadar az olduğu, teoride doğru düzgün tanımlanmamıştır, bundan bir önceki Liberal (Ekonomik) Kriz Edebiyatı başlıklı yazımda liberal teorideki bu boşluktan bahsetmiştim.)
Diğer tüm koşullar eşit tutulduğunda, bir ülkede devlet ne kadar küçükse, ya da "serbest" piyasa, ne kadar serbestse, hayat standartı, refah ve zenginlik o kadar fazla olur. Adeta bir masal gibi kulağa hoş geliyor değil mi? Ancak, ne yazık ki, istatistiklere baktığımızda, bu anlattıklarımız, bir masal olarak kalmaya devam ediyor. Yazının geri kalanında, öncelikle, liberal görüşten konuyla ilgili bir yazının eleştirisini yaptıktan sonra, sizlere, bu istatistikler ışığında, bu görüşlerin neden doğru olmadığını ispatlamaya çalışacağım.
Eleştiri konusu olarak seçtiğim yazılar, sayın Soner Hoca'ya ait.[1] Kendisi, yazılarından birinde, katıldığı Siyaset Meydanı programında söyleyemediği bazı şeyleri anlatıyor ve yazısının sonunda "Devlet müdahalesi iyi bir şey ise neden müdahale oranını arttırdığımız ülkeler, müdahale oranı düşük ülkelere göre daha düşük hayat standartlarına sahip?" diye soruyor. Kendisi, bilimsel bir örnek olarak da Sovyetler Birliği, Küba gibi ülkelerde "Ekonomik Özgürlükler Endeksi'nin" düşük olmasını veriyor.[2]
Aslında, özgürlüğü matematiksel olarak ölçebilmek, insana, ne kadar heyecan verici geliyor değil mi? Ne yazık ki, bu heyecanınız, özgürlüğün nasıl ölçüldüğünü öğrenince bir anda sönüveriyor.
Şimdi, öncelikle bahsedilen bu endekse bakalım. İnglizce karşılığı "Economic Freedom Index", yani "Ekonomik Özgürlük Endeksi" olan iki adet, ciddi bilimsel endeks var. Bunlardan bir tanesini, merkezi Vaşington'da bulunan, cumhuriyetçi ve muhafazakar bir düşünce kuruluşu olan Heritage Vakfı hazırlıyor. Bir diğeri ise, merkezi Kanada'da olan Fraser Enstitüsü tarafından hazırlanıyor. Sayın Hoca, bunlardan hangisini kastediyor, tam olarak bilemiyorum.(Fraser Enstitüsü'nün endeksinde Küba ya da Kuzey Kore yer almıyor, dolayısıyla muhtemelen kendisi Heritage Vakfı'nın hazırladığı endeksi kastediyor.) Ancak, bu iki endeks de birbirine oldukça benzer yöntemlerle hazırlanıyor ve ve çeşitli parçalardan oluşuyor. Örneğin, Heritage tarafından hazırlanan endeksin, Mali Özgürlük, Ticaret Özgürlüğü, Devlet Büyüklüğü, Yatırım Özgürlüğü gibi alt endeksleri var.[3] Daha sonra, bu alt endekslerin aritmetik ortalaması alınıyor ve ekonomik özgürlük endeksine ulaşılıyor. Fraser Enstitüsü ise bu alt endeksleri rapor etmese de, toplam ortalama endeksi hazırlarken benzer kavramlara bakıyor.[4]
Gelelim, en can alıcı noktaya: Bu endekslerin en önemli parçalarından biri, devletin ekonomiye müdahalesi. Yani, bu endekslerde, özgürlük öyle tanımlanıyor ki, bir ülkede eğer vergiler yüksekse, ya da kamu harcamalarının GSYİH'ye oranı yüksekse, endeksin, örneğin mali özgürlük endeksinin, değeri düşüyor. Benzer şekilde, eğer kamu yatırımları yüksekse, yatırım endeksi düşüyor. Ticaret vergileri yüksekse de ticaret endeksi düşüyor. Kısaca, devletin ekonomiye herhangi bir müdahalesi, bu endeksin değerini düşürüyor. Böyle yanlı bir şekilde hazırlanan endekse de, "özgürlük endeksi" adı veriliyor. Hal böyle olunca da, endekse baktığınız zaman, devletin ekonomiye müdahalesinin yüksek olduğu ülkelerde, tamamen yapılan yanlı tanım gereği, endeks, yani özgürlük, düşük çıkıyor. Örneğin, Norveç'te bu endeks, devletin ekonomide önemli bir yer kaplaması nedeniyle düşerken, vergi cenneti olarak tanımlanan Bahreyn'de yükseliyor. Örneğin, 2008 yılı için Küba 27.5, Bahreyn 72.2 ve Norveç ise 69 gibi bir not almış özgürlük açısından. Kuzey Kore'nin notu ise, özel mülkiyeti bile tanımadığı için, 100 üstünden 3. Bu haliyle endeksin, "Demokrasi Dediğimiz Şey" başlıklı yazımda bahsettiğim, demokrasi endeksinden bir farkı olmadığı açık gözüküyor.
Bir kere daha altını çizmek istiyorum: Aslında, büyük ölçüde, "Bir ülkede vergiler yüksekse, devlet harcamaları fazlaysa, vergiler yüksektir ve devlet harcamaları fazladır" anlamına gelen totolojik (tanımıyla kendisini doğrulayan) bir endeks var ortada ve özgürlük ile uzaktan yakında alakası olmayan ve özgürlüğün, tam da liberal bu iki kuruluşun işine gelecek şekilde tanımlandığı bu endekse, özgürlük endeksi (!) deniyor. Ne acıdır ki, sonra da birileri çıkıp, bu endeksi kullanarak, ülkeleri özgürlüklerine göre sıralıyor.
Bu noktada, okuyucuların aklına şöyle bir soru takılabilir: Peki, devlet müdahalesinin ekonomiye etkisinin olumsuz olup olmadığını, sayın Hoca'nın iddia ettiği gibi, hayat standartını düşürüp düşürmediğini nasıl anlayabiliriz? Bu konuda yapılan tonla bilimsel araştırma var ve bunların en ciddi olanlarının sonucu şu: Hükümet harcamalarının ya da vergilerin, ekonomik büyümeyi, kişi başına düşen milli geliri ya da toplam milli geliri olumsuz etkilediği istatistiksel olarak kanıtlanamamaktadır. İsterseniz gelin, bu konuda birkaç grafiği hep birlikte inceleyelim:
Aşağıdaki iki grafikten, üstte olanının x ekseninde, Heritage Vakfı tarafından yayınlanan endekslerden mali özgürlük endeksini (tanımı itibariyle ekonomideki vergi yükünü) ve y ekseninde ise kişi başına milli geliri görüyoruz.[5] Gördüğünüz gibi iki değişken arasında oldukça ciddi bir pozitif korelasyon var. Yani, ülkeden ülkeye vergiler arttıkça kişi başına düşen milli gelir de artıyor. Kişi başına düşen milli gelirinin, akademik çevrelerde, hayat standartını ölçmeden en yakın değişken olarak kabul edildiği göz önüne alındığında, şunu söyleyebiliriz: Vergilerin yüksek olması, en azından ilk bakışta, kişi başına düşen milli geliri azaltıyor değil arttırıyor gözükmektedir.[6]

Üstteki resmin alttaki grafiğinde ise, verileri Türkiye ekonomisinden aldım. X- ekseninde 1950'den 2004'e kamu harcamalarının milli gelire oranını küçükten büyüğe sıralıyoruz. Y-eksenine ise, bu yıllara karşılık gelen kişi başına milli geliri koydum. Grafik, iki değişken arasında oldukça büyük bir pozitif korelasyon gösteriyor. Yani kamu harcamalarının toplam GSYİH içindeki payı arttıkça, kişi başına düşen milli gelir de artıyor, azalmıyor. [7]
Aşağıdaki iki grafikten yukardaki de az önce Türkiye için incelediğimiz değişkenleri, İsveç için gösteriyor. Görüldüğü gibi ilişki yine pozitif. Onun altındaki grafik ise, bence çok daha önemli: 1980-1990 arasında, 86 ülkeden oluşan bir yatay-kesit (cross-section) veritabanı için, X ekseninde kamu yatırımlarının toplam yatırımlar içindeki yerini, y ekseninde ise kişi başına düşen milli gelirdeki büyüme oranını görüyoruz. Resmin açıkça gösterdiği gibi, kamu yatırımlarının ağırlığı büyüme oranını azaltmıyor, aksine bir miktar arttırmadığını söyleyemiyoruz.[8]

Peki, bütün bu grafiklerden ne sonuç çıkıyor: Devletin ekonomiye müdahalesinin ülkeleri fakirleştirdiği, ve devletin ekonomide ağırlığının düşük olduğu ülkelerin, daha zengin olduğu iddiasının, en azından incelediğimiz bu istatistikler bağlamında, gerçek dışı olduğunu, sanırım açıkça görüyoruz.
Özetle:
1- Egemen liberal görüş, vergilerin düşük olduğu ülkelerin, daha zengin olduğunu iddia ediyor. Ancak, veriler bunu desteklemiyor.
2- Egemen liberal görüş, kamu yatırımlarının düşük olduğu ülkelerin daha zengin olduğunu iddia ediyor. Ancak veriler, bu görüşü de desteklemiyor.
3- Aynı görüş, ülkelerin kamu harcamalarını düşürdükçe zenginleşeceğini iddia ediyor, ancak istatistikler bu iddiayı da desteklemiyor.
Dipnotlar:
[*] Geçen yazımın sonunda, Atilla Yayla'nın yazısının eleştirisiyle devam edeceğini yazmıştım. Ancak, aradan geçen 10 gün içinde, doktora tezimin de konusu gereği, istatistiksel verilerle epeyce bir uğraştım. Hal böyle olunca, bu verileri özetleyen ve aslında konuyla ilgili 3. sırada yazmayı düşündüğüm bu yazıyı siteye koymaya karar verdim.
[1] Kendisinin yazılarına aşağıdaki adresten ulaşmak mümkün:
http://3hhareketi.org/index.php?option=com_content&task=blogcategory&id=32&Itemid=50
[2] Sayın Hoca'nın bu endeksi ne derece ciddiye aldığı yazısından anlaşılmıyor, ancak kendisinin "Şükürler olsun ki, tarihi tecrübeler bize devlet müdahaleciliğinin sonuçlarını hem geçmişte hemde günümüzde göstermiştir ve göstermeye devam etmektedir. Bkz: Sovyetler Birliği, Kuzey Kore, Küba ve Ekonomik Özgürlükler Endeksi" şeklindeki ifadesinden, bu istatistiksel endekse atıfta bulunduğunu anlıyoruz.
[3] Heritage tarafından hazırlanan endeksin nasıl hazırlandığını incelemek için:
http://www.heritage.org/research/features/index/chapters/pdf/Index2008_Chap4.pdf
[4] Fraser tarafından hazırlanan endeksin nasıl hazırlandığını incelemek için: http://www.freetheworld.com/2008/EFW2008App1.pdf
[5] Grafiği kolayca verisini bulabildiğim ve bütün OECD ülkelerini ve belli başlı bütün gelişmekte olan ülkeleri de içeren 81 ülkelik yatay kesit (cross-section) bir veritabanına göre çizdim. Kişi başına düşen milli gelir verilerini, Pennsylvania Üniversitesi'nin ünlü "Penn World Tables" veritabanından aldım. İlgilenen okuyuculara verileri, Excel dosyası olarak e-posta ile gönderebilirim.
[6] Tabii burda, bilimsel bir araştırmacının yapması gereken, bu veritabanını çeşitli ileri istastistiksel yöntemleri kullanarak ve diğer değişkenleri de kontrol ederek, otokorelasyon, nedensellik analizi gibi analizlerle detaylıca incelemektir. Bu köşe yazısında bunu yapmanın imkanı yok, ancak ilgili okuyuculara konuyla ilgili, vergilerin, kamu harcamalarının ya da kamu yatırımlarının; kişi başına düşen ya da toplam milli geliri ve ekonomik büyüme oranını düşürmediğini istatistiksel olarak gösteren çeşitli kaynaklar önerebilirim. Bunlardan bir tanesi olan, Kaliforniya Üniversitesi'nden Prof. Peter Lindert'in konuyla ilgili oldukça ünlü makalesine burdan ulaşabilirsiniz:
http://www.econ.ucdavis.edu/faculty/fzlinder/Freelunch/freelunchpage.html
[7] Alt resimdeki istatistiklerin ikisini de Pennsylvania Üniversitesi internet sayfasından aldım:
http://pwt.econ.upenn.edu/php_site/pwt62/pwt62_form.php
[8] Dipnot 6'da da yazdığım gibi burda, bilimsel bir makale yazmadığımız için derin bir istatistiksel analiz yapmıyoruz, ancak verdiğim grafiklerin ekonometrik analizini merak eden arkadaşlar bana e-posta gönderirlerse, kendileriyle elimdeki diğer bilgileri paylaşmaktan memnun olurum.
[9] Bu konuda elimde, daha birçok istatistik ve araştırma sonucu var. Hepsini bir yazıda anlatmanın, tabii ki imkanı yok, ancak gelecek yazılarda, sırasıyla bunları yazmayı düşünüyorum. Bunlardan, özellikle sosyalist ekonomiden piyasa ekonomisine geçiş yapanlarla ilgili olanları, bu yazıdaki örneklerden çok daha çarpıcı sonuçlar sunuyor.
2008-11-29 05:28:02
2008-11-29 01:46:17
2008-11-26 16:58:17
2008-11-26 11:04:23
2008-11-16 07:27:30
2008-11-15 20:47:04
2008-11-15 17:21:59
2008-11-15 11:39:38
2008-11-15 11:33:37
2008-11-15 01:59:13
2008-11-15 00:57:42
2008-11-15 00:45:51
2008-11-13 18:46:42
2008-11-13 15:52:31
2008-11-13 15:20:58
2008-11-13 09:56:10
2008-11-13 04:29:28
2008-11-13 03:58:12
2008-11-13 03:56:45
2008-11-13 00:04:39
